30 Ocak 2014 Perşembe

Takıfoni’den Sevgililer Günü’ne Özel: Konuşan Kolyeler!

Bu Kolyeler Konuşuyor!
Takıfoni, sevgilisine duygularını tarif edemeyen erkekler için, konuşan kolyeler tasarladı. Hem de, ne söylemek istediğinizi birebir tarif eden kolyeler!

Bazı modeller çiftlerin isimleriyle hazırlanırken bazıları anlamlı figürlerle tasarlanıyor. Fakat her kolye, mesajını sevgiliye net olarak iletiyor. İşte, Takıfoni’nin birbirinden anlamlı mesajlar veren gümüş kolye koleksiyonundan bazı seçkiler;









Takıfoni’nin Sevgililer Günü’ne Özel Konuşan Kolyeler koleksiyonunu görmek için tıklayın.

14 Kasım 2013 Perşembe

Modern zamanlarda aşk...

Aşka hasretin büyüdüğü, üstüne ağıtlar yakıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Hepimiz doyasıya sevmek, en çok da sevilmek istiyoruz. Buna rağmen, aşkın geldiği gibi hızla gidiyor olması, ilişkilerin bu denli kumdan kalelere dönüşmüş olması enteresan... Ne büyük, ne tutkulu, ne coşkulu aşklar; gözlerimizin önünde sönüp küle dönüyor.

Öğretilmiş hepimize bir ezber, okuyup duruyoruz; "aşkın ömrü 6 aydır", daha iyimserseniz "üç yıldır" hadi biraz daha zorlasak belki beş yıldır! Yapacak bişey yok, aşk bu; gelir, çarpar, sonra da gider işte! Doğaldır yani böylesi... 

Öyle, kimseye fazla bağlanmayacaksın! Taviz vermeyeceksin! Sana bir adım mı geldi, sen de en fazla bir adım gideceksin, hatta aslında öylece duracaksın, daha da olmadı biraz kaçacaksın. Bekle, o arasın seni; sen ağırdan al... Aman, çok sevdiğini belli etme sakın; kaçan kovalanır; unutma!... Falan filan...

Tüm bu hikayeler, stratejiler ve taktikler, kendimi bildim bileli anlamsız ve saçma gelmiştir bana.
Çünkü gözlerimin önünde, harika bir örneğim var benim; dedem ve ninem!

Ben, onlar kadar birbirini seven bir çift daha görmedim ömrümde...
O masallarda, romanlarda, filmlerde ve de hatta şarkılarda anlatılan aşkları boş verin; hayatın içinde, yanı başımda yaşanan bir sevdadır bu.
Öyle tatlılardır ki, onlara baktıkça ısınır içiniz.
Birbirlerine şefkatle, sevgiyle, ilgiyle bakışlarına, içten içe imrenirsiniz...
Gözleriyle konuşurlar, anlaşırlar. Başka bir dildir onlarınki, onlara özel ve de çok güzeldir...
Sırdaştırlar, oyun arkadaşıdırlar...
Yaşama tutkuyla bağlıdırlar, hep umut doludur yürekleri, hep şükrederler.
Mutluluk, şarta bağlı değildir ki; mutluluk onların içinden dışarıya taşıyor sanki...

Dedemle ninemi izler, sonra günümüz aşklarına bakarım. İçim soğur, dilim tutulur. Ondandır ki, ne zaman içimi burksa aşklar, koşar onların aşkına sığınırım. Sarıp sarmalar beni sevdaları, iyileştirir. İnancımı tazeler, ümitlendirir.

Siz iyi ki varsınız be! İyi ki böyle güzelsiniz.

1 Kasım 2013 Cuma

Zamanıdır! Kasımda Aşk Başkadır...

Hani şu ünlü film, hatırladınız mı? "Kasım'da Aşk Başkadır"!
İzleyen herkesin buruk bir tebessüm ile hatırladığı o güzel aşk filmi. Ha, henüz izlemediyseniz eğer, bu Kasım, muhakkak izleyin derim. İzlediyseniz, bir daha izleyin, pişman olmazsınız:-)

Kasım demişken aklıma düşüverdi işte, bence aşk her mevsimde güzeldir. Ve her mevsimde kalbimizi ısıtır. Ama belki de, soğuyan havalara inat, aşk daha bir tutkuludur sanki kış aylarında...

Hem nedendir bilmem, kış bana pek bi romantik gelir, hüzünlü hatta biraz yalnız, daha doğrusu içe dönük. Üretken ve daha yaratıcı hissederim kendimi kışın mesela... Daha çok okurum, daha çok film izlerim, dostlarla daha çok buluşurum. Severim kışı velhasıl:)


26 Ekim 2013 Cumartesi

Yerçekimi Mutlaka İzlenmeli!

Evet evet! Mutlaka hem de!...

Yerçekimi (Gravity) filmi diyorum. Başrolde Sandra Bullock ve George Clooney var.

Çok enteresan bir duygusu var, uzayda heyecanlı bir gezi yaptırıyor film izleyicilere... Başarılı bir 3D olmuş... Bilim-kurgu sevenler özellikle izlemeli. Ki aslında ben pek sevmem bilim-kurgu ama bundan etkilendim.

Ben soluğumu tutarak izledim.

Bi de, iyi ki yerçekimi var dedim, toprağa ayak basmak gibisi yok!:)

İzleyenlerin görüşlerini merak ediyorum doğrusu...

Sevgiyle kalın:-)

6 Ekim 2013 Pazar

Bazen durmak gerek...

Büyük şehir hayatı öyle kaos doludur ki, o gürültüden kalbimizin sesini duymaz oluruz bazen. Tökezler, yolu kaybederiz... O nedenledir ki, sıkça durup kendimizi dinlemek gerek. Çünkü, her birimiz gerçekte en derinde bilir; doğruyu da yanlışı da, haklıyı da haksızı da, günahı da sevabı da... Bugün yeniden durma zamanı... Durup kendimizi duyma zamanı...

Az önce, Taoizmin kurucusu kabul edilen Çinli filozof Lao Tsu'nun öğretilerini okudum yeniden... Her daim geçerli ölümsüz öğretilerini... Keyifle okumanızı dilerim...

  • Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp, tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir; karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar; çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.
  • Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, size acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaktır.
  • Akıllı adam yarışmaz, böylece kimse ona karşı kazanamaz. 
  • Başkalarını bilen kimse bilgili, kendini bilen kimse bilgedir. 
  • Bilmediğini bilmek en iyisidir. Bilmeyip de bildiğini sanmak tehlikeli bir hastalıktır. 
  • Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlar. 
  • En büyük fetih mücadele etmeden kazanılır, en başarılı yönetici emretmeden yönetir. 
  • Kötülüğü adaletle, iyiliği iyilikle karşıla. 
  • Mutluluğu açgözlülükle arama ama mutluluktan da korkma. 
  • Başkalarına karşı zafer kazanan kuvvetlidir, kendi nefsine karşı zafer kazanan ise kudretlidir. 
  • En iyi liderler kendilerini izleyen kişilere varlığını hissettirmeyenlerdir. Öyle ki görev yerine getirildiğinde, o kişiler 'bunu kendi başımıza yaptık' derler. 
  • İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız, onlarla birlikte yürüyün.

1 Ekim 2013 Salı

Güz lütfen hemen gitme!

Bahar, benim mevsimimdir... İster ilk bahar ister son bahar, fark etmez, bahar olsun yeter ki!
Eylül tatlı tatlı, ılık ılık akıyordu ne güzel...
Ekim'in ilk ise günü kış geldi:-(
Puuufffffffffff.... 

Güz, lütfen gitme, hemen gitme...




28 Eylül 2013 Cumartesi

Başımda bulutlar...

İçimde minik bir kız çocuğu, çığlık çığlığa... Hani kötü bir rüya görürsün ya, kurtulmak ister boğazını parçalarcasına çığlıklar atarsın... Ve sonra dehşet içinde fark edersin ki sesin içinde hapis, uğraşın beyhudedir...

İçimde minik bir kız çocuğu, ürkek, şaşkın... İçimde minik bir kız çocuğu, kirpiklerinin ucunda asılı berrak yağmur damlaları... Yoksa göz yaşları mı... İçimde bir minik bir kız çocuğu, parlak göz bebeklerinde uçuşuyor cevapsız sorular...

İçimde minik bir kız çocuğu, çığlık çığlığa...

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...