22 Mayıs 2009 Cuma

PR’cılar ölçümleyememenin darboğazlı yollarını aşındırırken…

İletişim faaliyetlerinin bir ayağı var ki, günümüzün en büyük sancısı ve kuşkusuz en önemli ihtiyaçlarından biri; ölçümleme… Ölçümlemeyle ilgili tartışmalar, ihtiyacın önemiyle aynı paralellikte mi, bence irdelemeye değer bir soru bu…

“İyilik yap, denize at” demiş atalarımız. İletişim faaliyetlerine de aynı mütevazilikle bakmak mümkün mü, ensemizde rekabetin keskin kılıcı hazır beklerken… Ölçümlenemeyen iletişim faaliyetlerinin gerçekte bir katma değer oluşturmadığı, oluşturuyorsa da bunun gönül rahatlığıyla söylenemeyeceği açık.

Reklam faaliyetlerinin ölçümlenmesinde, -içerisinde çeşitli aksaklıklar taşımasına rağmen- yine de önemli yollar kat edilmiş durumda. Tartışmaları hiç bitmeyen reyting ölçümleri ve okur analizleri, sapma oranının yüksekliğine rağmen, fikir veriyor, yol gösteriyor. Bu ölçümlere, tüketicilere yönelik pazar araştırmalarının dahil edilmesiyle, değeri artış gösteriyor. Satışa oranlanmasıyla beraber, tüm bu veriler reklam kampanyalarının strateji değerlendirmelerinde önemli bir rol üstleniyor.

Gelin görün ki, iş, PR faaliyetlerinin ölçümlenmesine gelince, elimiz reklama oranla çok daha zayıf. Algı yönetimini hedefleyen bir sektörün, tüketicilerinin ve sosyal paydaşlarının algısını gerçekte ne kadar etkileyebildiği ve bu etkinin hedeflediği algıya yakınlığına dair izler arıyor, aklımız… Artık iletişim uzmanlarının işi çok daha zor çünkü firmalar çok daha bilinçli ve beklentileri daha yüksek… Diğer yandan, ölçümlenemeyen herhangi bir çalışmanın, hakkıyla yönetilemeyeceği de aşikâr… Peki, iletişim uzmanları, ölçümlemenin bu kadar zor olduğu bir alanda yeni adımlar atmaya çalışırken hangi kılavuzlardan yararlanıyor? PR ölçümlemesi, nereden nereye geldi, nereye doğru ilerliyor?

Basın yansımalarının objektif bir gözle ölçümlenmesi ihtiyacı, bu işin PR ajansları veya firmaların kurumsal iletişim departmanları bünyesinde yapılmasını aksak bir duruma dönüştürüyor. Tarafsız ve konusunda uzman medya takip şirketleri, hem firmaların hem de ajansların PR başarılarına ayna tutmaya çalışıyor.

Halkla ilişkiler faaliyetlerinin, birkaç gazete ve dergide, bilmem kaç sütunxcantim’lik haber çıkartmaktan öteye taşındığı günümüzde, PR analizleri de elbette stxcm ve reklam eşdeğeri hesaplamalarından oluşan çemberden çıkmalıydı. Firmaların, PR ajanslarının ve tabi ki medya takip şirketlerinin hissedilir hale gelen tavır değişikliği, iletişim sektörünün gelişiminde önemli bir rol üstleniyor ve oldukça heyecan verici.

Basında ne sıklıkta haber olunduğu, gazete ve dergilerin sütunlarında ne kadar yer verdiği ve bu haberlerin ne kadarlık reklam değeri oluşturduğu merak edilmeye ve değer oluşturmaya devam ederken, bu bilgiler artık tek başına PR başarısını ispatlayan veriler olmaktan uzaklaştı. İşe; hedef kitleye uygun yayınlarda yer almak, haberin etki gücü, basında yer alış biçimi, medyanın firmayı nasıl yorumladığı, okur analizleri vb. pek çok kriter eklendi.

İşte, medya takip şirketlerinin artık daha değerli hale gelmesini sağlayan bu gelişmeler, Türkiye’nin PR ölçümleme tarihinde de yeni bir dönem anlamına geliyor. Medya takip şirketleri artık sadece coverage raporları oluşturan değil, aynı zamanda nitelik analizleri de yapan ve gerçek anlamda yön gösterebilen şirketlere dönüşüyor. Ölçümleme raporlarına akıllı ve bilimsel tespitler ekleyerek, firmaların stratejilerini değerlendirmelerine imkan tanıyor.

08.03.2009

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...