29 Kasım 2009 Pazar

"Tosun" Turkcell, "Yabancı Damat" Vodafone mu?

Şahan Gökbakar'ın hayat verdiği ve Turkcell'in reklamlarında uzunca bir süre kullandığı Recep İvedik karakteri tarihe karıştı. Turkcell, Recep İvedik'ten vazgeçti ama Şahan Gökbakar ile yola devam ediyor. Ünlü komedyenin canlandırdığı yeni karakter ise İvedik'ten pek de uzak sayılmaz: Tosun!

Kimi bloglarda, Tosun tiplemesi Turkcell, Yabancı Damat ise Vodafone ile özdeşleştiriliyor. Ama reklamda gördüğümüz kadarıyla Yabancı Damat, Tosun'dan daha iyi çözümler üretiyor. Peki Turkcell, Vodafone'u daha iyi bir çözüm olarak konumlandırır mı? Kulağıma pek mantıklı gelmiyor...

www.medyaloji.net adresinde, Turkcell'in "Tosun ile Yabancı Damat" adlı yeni kampanyasının reklam filmlerini de izleyebilirsiniz.

5 Kasım 2009 Perşembe

Reklamın akıllısı, akıllı geçineni ve tacizcisi…

Başımızı çevirdiğimiz her yerde reklam!

Medyanın her mecrasında; metro durağında, tuvalette, otobüs tutamacında, eğlence mekanlarının aynalarında, tepenizdeki bir balonda, kaldırıma lazerle yansıtılan bir görüntüde, her gün kapınıza yığılan tomar tomar broşürde, gazete-dergi insert’lerinde…

Siz de, “sanki birileri sürekli ağzınızdan burnunuzdan, kulağınızdan reklam sokuşturuyor” duygusunu yaşıyor musunuz?

Ben yaşıyorum. Her 21.ci yüzyıl insanının da (artık tüketici diyorlar) aynı duygular içinde olduğu aşikâr. Araştırmalar, bu durumu ayan beyan ortaya koymuş durumda. İnsanlar artık reklam görmeyi, duymayı, algılamayı, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde REDDEDİYORLAR…

Peki, bu durumda reklam verenler ve reklamcılar ne yapıyor?

Ürün ve hizmetlerini potansiyel tüketicilere anlatmak için çeşit çeşit yol deniyorlar. Bunların bazıları farklı, bazıları sempatik, bazıları ilgi çekici olmak suretiyle tüketiciye ulaşmayı beceriyor. En önemlisi sattırıyor. Biz buna “akıllı reklam” diyoruz.

Reklamın akıllısı olduğu kadar, “akıllı geçineni” de vardır, öyle değil mi? Onları hepimiz hemencecik anlıyoruz zaten. Akıllı geçinen reklamların en belirgin ortak noktasına kısaca değinip geçeyim. Çünkü uzun uzun anlatmaya değmezler.

Eğer bir reklamı izlerken siz, geri zekalı yerine konduğunuz hissine kapılıyorsanız; işte o reklam “akıllı geçinen” aptal reklamdır. Çünkü, hiç kimse birini hem geri zekalı yerine koyup hem de ona bir şey satamaz.

Bir de tacizci reklamlar var ki; onlar da bir başka bir âlem. Mesela maç seyrediyorsunuz. Tam bir gol pozisyonu gelişiyor ve tam da o en önemli anda ekranın yarısını absürd bir reklam kaplayıveriyor.
Bu durumda, o ürün veya hizmeti satın alma olasılığınız nedir?

Ya da Internet’te bir haber okuyacaksınız, habere tıkladınız, haberin üzerini kaplayan bir otomobil kaskosu reklamı! Üstelik sizin otomobiliniz de yok!
İşte bunlar da “akıllı geçinen” reklamın, bir aşama daha ötesine geçmiş “tacizci reklamlar”.

Gelelim sonuca;
Eğer reklamveren, bu tür reklamı öneren, üreten, yayınlatan bir reklam ajansı ile çalışmayı tercih edecekse, sözüm yok…
Diğer taraftan bir reklam ajansı bu tür reklamın doğru olduğunu düşünüyor; hala o klişe “reklamın iyisi kötüsü olmaz” lafı ile kandırabileceği müşteri bulabiliyorsa, ona da sözüm yok…

Ancak, günden güne üç maymun modeline (görmedim, duymadım, bilmiyorum) daha çok yaklaşan tüketici modeli ile işiniz zor!

Hatırlatmak istedim...

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...