18 Ekim 2010 Pazartesi

Evren eski bir dostla buluşturduğunda…

Başka bir dünyadan, hayatıma usulca girdiğin o günden beri, yolculuğum çok daha keyifli… Daha kolay değil. Hayır, hiç kolay değil ama daha keyifli…

Sen ile ben arasında, adı konmamış, biçimi belirlenmemiş bir şey var… Ayrı gibi dursa da dünyalarımız, ruhlarımız kardeş… Sen gözlerimdeki yıldızlara büyülendin, ben hayatı sorgulatan sözlerine…

Hayatın sıradan akışında, bir sürü gelenek ve kurallar silsilesi altında ezilip büzülürken ben, tutup elimden başka bir hayata çekiverdin… Soluklandım, duruldum, huzur buldum…

Sen benim acıma dokundun; ben söylemeden daha bildin, çünkü acıyan yerin aynıydı… Merhemi sürerken yarama, sen de iyileşiyordun; gözlerine yıldızlar doluşuyor…

Derin bir yalnızlıkla acı çeken ruhlar, birbirini er ya da geç bulurmuş. Ve buluşma gerçekleştiğinde, bir daha asla bırakmazlarmış yüreklerinin ellerini… Tutunduk biz de kanatlarımıza sımsıkı; ayrı semalarda uçsak da, ayrı düşmedik hiç…

Senin dünyan başkaydı sanki ama eski bir dost gibi tanıdıktı kokusu… Başka kurallar, başka inançlar, başka değerlerdi konuşan… Bir solukta çektim içime, dinledim, süzdüm, seçtim; içime dolup dönüştürdü beni, değiştirdi… Derin uykumdan uyanıp, yorgun ama tatlı bir mahmurlukla baktığımda gözlerine, tanıdım bunca zamandır hasretini çektiğim gizi; binlerce yılın sırrını, teninde taşıyordun…

Dışarıda, rutin bir gün, hayat akıp gidiyor, karışıyorum o kaosun içerisine…
Dudağımın kenarında, bir tebessümde taşıyorum gizli dünyamı…
Herkes biliyor, hissediyor da gücümü; kimseler bilmiyor sırrımı…
Sen benim, yorgun düştüğümde usulca sığındığım mucizeler dükkânımsın…

Silva Demirci

5 yorum:

  1. Dünya içinde dünya yaratmak; sadece insanın becerisi ile olacak bir şey. Kalabalıkların bu kadar büyük girdap oluşturması; çocukluğun soylu oyunlarının yetişkin bedenine bir kurtarıcı gibi sarılması, çok güzel ve çok hoş bir şey...

    Çocukluğumuzun zengin ve çok yönlü bol güneşli oyunlarına çok şeyler borçluyuz. Başımızı göğe kaldırmamıza ve o uzayın sonsuzluğunu algılamamıza yardımcı olurlar. Ve biz; dünyadaki kısır döngüye bir film izler gibi bakarız. Bazen komedi, bazen vahşet, bazen polisiye, bazen macera...

    Ben, dönüp dolaşım hazinelerinize giriyorum:)) Sanırım, bir dünyada ben keşfettim. Bir samanyolu da olabilir. :))

    YanıtlaSil
  2. :) Bu, benim için çok özel bir yazı... Çok özel bir insana yazılmış, çok özel bir yazı... O beni gerçekten değiştiren ve dönüştüren kişi... Daha doğrusu, yolculuğuma hız veren, yoluma ışık tutan... Ona hep minnettar kaldım ve sanırım ömrümün sonuna dek, bu böyle kalacak... Yorumunuzla, yeniden hatırlattınız bana o değerli insanı... Ne iyi ettiniz; çok teşekkür ederim:)))

    YanıtlaSil
  3. Ve de...
    Hep çocuk kalabilseydik, ne güzel olurdu değil mi?
    Saflığımızı, merakımızı, coşkumuzu, sevme yeteneğimizi, cesaretimizi koruyabilseydik... Bu kadar kabuklanmasak, bu kadar sıradanlaşmasak, bu kadar uzaklaşmasak kendimizden, ne iyi olurdu...

    YanıtlaSil
  4. Güne başlarken insan ilinin ve milyarlık hücrelerinin temiz kokusu ile yazılmış bir yazının gülümsediğine tanık olmak ne güzel; ne hoş; ne paha biçilmez bir şey. Tıpkı, senin dostunun insanötesi uzaklıktan gülümseyip,uzağı,yakına getirmesi; devasa boşluğu ve karanlığı aydınlığa ve dostluğa çevirmesi gibi...

    Biliyormusunuz; benim sırrım; daima çocuk kalmaya çalışmak:)) Haylaz bir bedenin özgün bir ruhunu hep korudum. Korkunç girdap; etrafımda çok döndü ama size gülümseyen arkadaş bana da gülümsedi;)) dik dur dedi, sadece güzel ve mutlu günler olmaz; ey soylu insan evlatı; dik dur! Ve, benim hüznümü paylaştığını sandığım insanların ikibüklüm olup bir sanatçıyı"tiyatro" kıskandıracak kadar iyi rol yapmalarına için için; kıkır kıkır gülümsedim...

    Bazen özlenmiş insanlar, bazen de özlenmiş yazılar öpülür; insanlaşan bedenin; dişi ve erkek duygularının bir kenara nazikçe itilmesiyle...

    Bize biçilen kostümlerin renklerine ve renksiliğine gülümsemek ne güzel. Ve bir terzi gibi kendi kostümümüzü dikip, toprak, çiçek, çocuk kokmak; hiçliğin içinde "hiç" olmadığını bilmek...

    Güne, gülümseyen yazılarla başladım; dünyanın tüm yükünü kendi onurlu bedeninde hisseden ama çocuk ruhunu koruyan bir insanın çocuk kokan yazıları sayesinde:))

    YanıtlaSil
  5. Gülümseyerek okudum ben de yorumunuzu, ne güzel böylesi yaşam coşkusuyla dolu olmak...

    Günün yoğunluğu ve stresi altında, yanında fark etmeden geçtiğimiz küçücük detaylarda gizli aslında yaşamanın keyfi...

    Çocuk ruhumuzu koruyabilmek, yetişkin bedenimizde onunla yürüme cesaretine sahip olabilmek... Ne güzel olur... Kolay gibi görünse de, ne zor aslında... Gerçekten, ne kadar koruyabildik ki acaba çocuk yanımızı?...

    Ve de ne güzel bir duygudur, bir başka insanı gülümsetebilmek...

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...