5 Ekim 2011 Çarşamba

Hayata coşkuyla tutunmak…

Hayat, çok tuhaf sahiden…
Bazen küçücük bir detayda saklar tüm sırrını; gözünüzün önünde durur da yıllarca, fark etmeden geçip gidersiniz önünden…
Bazen de, küçük bir mucize gerçekleşir ve siz tanığı olursunuz, sanki bir perde kalkar gözlerinizin önünden…
Bir süredir görme yeteneğini kaybetmiş bir insanın, yeniden görmeye başladığı o ilk anda hissettiği şaşkınlık ve coşkuyla dolar içiniz.
Mucize, miniciktir belki ama çok büyük öğretiler taşıyordur…
İçiniz sevinçle dolar, umutla, heyecanla, coşkuyla…

Bütün bunları bana düşündüren ise, ofisimizin balkonundaki bu savaşçı bitki… Adını “Savaşçı” koydum…

Hikayesi şöyle; yeni kiraladığımız ofisimizin balkonunda, minicik bir bitki boy vermiş. Sokakta aynı bitkinin koca bir ağacı var. İkinci fotoğrafta, solda gördüğünüz de, işte o koca ağaç. Sanırım, tohumu düşmüş balkonumuza, bir çatlakta da azcık toprak bulmuş ve işte o anda, sımsıkı tutunmuş hayata! Kısıtlı kaynağa rağmen Savaşçı, hemencecik kök salmış balkonumuzun kenarına, boy atmış; yeşil yapraklarıyla tatlı tatlı salınıyor…

Derken, boyacılar ofisi boyamaya başladılar, işlerini bitirdiler ve gittiler… Ben de savaşçıma selam vermek üzere balkona çıktım. İşte o an, büyük bir şokla karşılaştım. Boyacılar bitkiyi dibinden kesmiş ve üstünü de boyamışlardı! Öyle üzüldüm ki… Kuruyup gitmişti savaşçım…

Günler geçti… Ara ara çıkıp balkona, hüzünle izlerdim o minik dalı… Umutsuz ve vazgeçmiş görünüyordu yaşamaktan…

Derken bir gün ofise geldiğimde, o minik dalın yeniden yeşermeye başladığını gördüm. Minik minik yapraklar veriyordu.
Sevinç çığlığım şu an bile çınlıyor kulaklarımda!
Savaşçım, hayattaydı işte!

Ve o anda, hatırladım yeniden;
  • Son ana kadar savaşmaya devam etmeli insan, son zannettiğimiz nefestir bazen yeniden başlamanın anahtarı…
  • Umut, hep vardır… En olmaz dediğimiz anda bile... 
  • Yaşam coşkusu, sahip olduğumuz en büyük güçtür; daima ve özenle beslemeliyiz…

İşte, küçücük bir bitkinin bana fısıldadığı güzel öğretiler… Biliyordum, hatırladım yeniden… Hem savaşçıma hem onu gören gözlerime minnetle doldum…

Hayat, sen ne güzelsin…

9 yorum:

  1. Küçük savaşçıyı kutluyorum; savaşçıyı farkeden savaşçıyı da:))

    YanıtlaSil
  2. :))) Çok teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  3. keşke bloguna daha çok girebilsen ve daha sık gelebilsen bloguma.

    YanıtlaSil
  4. Sevgili deeptone, ne diyebilirim ki; kesinlikle çok haklısın... Keşke'ni dikkate alacağım:) Değerli yorumun için çok teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  5. son yazın ne güzel. genelde yazmayı en sevdiğim konu. evet az giriyorsun. yazdıkların, iş alanın, ilgi alanların hoş. çok gezdim blogunda. bir dolu ayrıntı var işte. konuşuruz.
    :)

    YanıtlaSil
  6. :) Söz dinlerim ben, bak hızlandım bile...

    Blog dünyası keyifliymiş; benim için yeni bir keşif aslında ve de çok sevdim...

    Ha bi de, böyle güzel yorumları okumak, gerçekten motive ediyor, cesaret veriyor... Kendine yazdıklarının, bir başkası için de değer taşıdığını görmek, bu duyguyu paylaşmak çok güzel...

    Teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil
  7. :) sosyal medyada blog bence bir zirve. yazı yoluyla iletişim çok önemli ve verimli. ben de eski blogçu değilim. ama pek sevdim. çok önce dikkatimi çekmiştin. ama az giriyordun. uygun zamanı bekledim. güncel yaşamda aktif olduğun açık. blog bir düzen de getirebilir iş ve yaşamına. zihinsel iletişim önemli bence.

    YanıtlaSil
  8. film kitap müzik profilin ve diğer ayrıntıları konuşuruz.

    YanıtlaSil
  9. Zihinsel iletişim, hem de çok önemli... Kendimizi ifade edebilmek (yazarak veya konuşarak veya sadece susarak), anlamak ve de anlaşılmak, ruhlarımıza ne iyi geliyor, değil mi?...

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...