15 Ekim 2011 Cumartesi

Yağmurla aşk...

Sonbaharın tadını tam çıkaramadan, kış geldi kapıma... Kışı da severim ama henüz hazır hissetmiyorum ki kendimi... Griye döndü İstanbul'umun rengi... Aralıksız, ince bir yağmur yağıyor sabahın erken saatlerinden beri... Kızamıyorum da, severim çünkü yağmuru çok...

Mızmızlanası bir yanım, bir yanım girip yağmurun altına tadını çıkarma heveslisi....Ben de, hava kadar kararsızım; bir yanım sonbahar, bir yanım kış...Ama kararsızlıklara karşı da huysuzumdur.

Tamam, seçtim mevsimimi; kıştayım!

O halde, tadını çıkarayım...

Birazcık hayal ve işte renklensin yeni mevsimim...

Derin bir nefes alıp, yaslandım koltuğuma... Yüzümde gerilmiş tüm kasları, bıraktım yavaşça....


Yemyeşil doğasıyla büyüleyici güzellikte bir adadayım şimdi... Bir güzel yağmur yağıyor, hani bardaktan boşanırcasına derler ya, öyle işte... Toprak açmış bağrını, özlemle kucaklaşıyor yağmurla... Islandıkça bir güzelleşiyor ki kokusu, bir güzelleşiyor ki... Eriyip, toprağa karışasım var...

Yemyeşil çimenler, ıslandıkça daha bir canlanıyor, daha bir parlak oluyorlar... Eğilip dokunuyorum çimenlere, toprağa; yavaşça okşuyorum... Müthiş bir yeşile bürünen çimenlerin süslediği ıslak toprağa uzanıp, yüzümü yağmura veriyorum... Bedenimi tatlı bir serinlik sarıyor... Damlalar hafif sert vuruşlarla düşüyor alnıma, gözlerime, dudaklarıma... Süzülüp boynumda kayboluyorlar...

Açıp gözlerimi, izliyorum gökyüzünü... Arada bir gözlerime de düşüyor damlalar; vazgeçmiyorum... Dikip gözlerimi izliyorum griye boyanmış gökyüzünü... Damlaların düşüş hızını... Hiçbir yağmur damlası, benzemiyor bir diğerine... Dudaklarımdan süzülen tuzlu yağmurun tadı, gülümsetiyor içimi, ısıtıyor...

Ve ağaçları izliyorum... Upuzun gövdeleri, sarı-yeşil-kahverengi karışımı yapraklarıyla gökyüzüne doğru heybetli uzanışlarını...Yaprakların üzerine düşen damlaların çıkardığı sesle doluyor kulaklarım... Yavaşça süzülüşlerini duyuyorum... Kısacık bir konaklamanın ardından, toprakla buluşuyorlar... Toprağa düştüğü anda çıkan o tatlı sesi dinliyorum...

Yapraklar, dallar, çimenler, toprak, hafifçe esen rüzgar, dokunduğu her yerde başka bir ses yaratan damlalar... Doğa, benzersiz melodiler çalan bir orkestra şimdi... Ruhum, doğaya karışıyor... Aldığım her derin nefeste, biraz daha canlanıyorum... Ben de dönüşüyorum, yeni kokularla bezeniyor, yeni renklere bürünüyorum...

Yağmur ne güzel...  Yaşamak ne güzel şey...


9 yorum:

  1. Bir güzel çalışma daha yerine aldı ve her taraf taptaze tabiat koktu. Silva, dönüşümün doğru kalemi teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  2. neresinden baksan, nereye baksan, hayat devam ediyor.

    ve bir yağmur damlası en çok rüzgarın savurabildiğince uzağa gidebilir. işte hayat artık o damlanın düştüğü yerdedir.

    YanıtlaSil
  3. Güven:

    Teşekkür ederim:) Dönüşümün doğru kalemi, ne hoş bir iltifat... Keşke olabilsem...

    YanıtlaSil
  4. two of as:

    Hayat baktığımız her yerde... Görebildiğimiz, duyabildiğimiz, hissedebildiğimiz sürece...

    Biz de bir yağmur damlası olup, düştüğümüz her yerde yeniden yaşam bulabiliriz... Dönüşerek, hayatın tadına varabiliriz... Değil mi?:)

    YanıtlaSil
  5. Aslında aynı şeyi farklı biçimde demiş olduk...

    Nereye düşerse düşsün o damla, yaşam oradadır evet. Tadını çıkarmak mı? Evet kesinlikle! :)

    YanıtlaSil
  6. Yağmurdan sonra çimen kokusu...
    Her damlası farklı yağmur...
    yüzüme vuran yağmur damlaları...
    Hepsini bana da hissettirdin,yağmuru ne güzel betimledin...
    Kış geliyorum diyor ama yağmurlarla Sonbahar daha burada...
    Tadını çıkarmaya devam:)

    YanıtlaSil
  7. :) evet evet! Yağmurun da sonbaharın da tadını doyasıya çıkaralım... İhtiyacımız olan tek şey yaşama sevinci, gerisi nasılsa gelir:)

    YanıtlaSil
  8. iyi dönebilmişsin gittiğin yerden.
    :)

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...