14 Kasım 2011 Pazartesi

Bir tatlı pazardan geriye kalanlar...

Pusluydu İstanbul pazar günü, gözleri dolu doluydu... Bir ara ne güzel yağdı üzerimize değil mi yağmur, ince ince, yumuşacık...

Dün, İstanbul'un kıyılarında gezindik... Soğuğu içime çektim, bir de toprağın kokusunu... Mis gibiydi... Sonbaharın son demlerinde doğa çıldırmış gibiydi, tam bir renk şöleni sundu bize... Öyle coşkuluydu ki, bize susup izlemek düştü o müthiş gösterisini... Ve minnetle kabul ettik, bize verdiği hediyeyi...

Durusu, Karaburun, Yeniköy, yol bizi nereye götürdüyse, gezinip durduk... Bazen dağların binbir rengiyle büyülendik, bazen bir göletin önünde seyre daldık tatlı yansımaları, bazen denizin dalgalarında uzaklara akıp gitti yüreklerimiz... Size de, bu kareleri getirdim... Keyif almanız dileğiyle..:)

Karaburun civarındaki göletlerden biri... Miniminnacık...
Bu da bir başka gölet... Az öncekinden daha büyük ve daha gösterişli...

Öyle güzeldiler ki, fotoğraflarını çekmeden geçmek olmazdı...
Yoldan kareler...
Rengarenk ve coşkuluydu doğa... Keşke olduğu gibi yansıtabilseydim...  Fotoğraf karesi öyle mütevazi kaldı ki gerçek görüntünün yanında...
Bir çiftliğin demir parmaklıklarını süsleyen bitki... Çok hoş görünüyordu...
Ve bu da, Karaburun'daki en büyük göl...



Sonbahar sanırım, doğanın tüm maharetini gösterdiği zamanları...:)
Bu renkleri ne zaman görsem, durur hayran hayran izlerim... Aklıma her seferinde Büyükada gelir. Orası da müthiş olur sonbaharda... 

Ve işte huzurlarınızda Karadeniz...:)
Durup karşısında Şevval Sam'ın yorumuyla mırıldandım...
"Hey gidi Karadeniz, doldi da taşamadi... Etmiyelum sevdaluk, edenler yaşamadu."
Hurma ağacı... Domatese ne çok benziyor, değil mi?:)
Karaburun'a, kuş olup baktık:)

Sonunda yemek vakti deyip, attık kendimizi Karaburun'un sahiline...

Ve işte rakı-balık keyfi için seçtiğimiz restaurant... Çok ışıklı olan:)
Kalamar  da karides de çok lezzetliydi... Hele ahtapot salatası... Uuuuffff... Çok güzeldiii...
Mezelerle öyle çok doyurduk ki karnımızı güzelim levrek geldiğinde, coşkumuz azalmıştı doğrusu... Ama levrek öyle lezzetliydi ki, onu da son parçasına kadar keyifle yedik...
Onca yemekten sonra, yürümek farz olmuştu..:)

Denizin ve gökyüzünün rengi karışmıştı birbirine... İnce bir yağmur rüzgara karışıp okşadı yüzümüzü...
Ve dönüş zamanı...
Ruhumuz, aldığı besinlerle mutlu, tatlı bir hüzünle uğurladık günü...:)  

8 yorum:

  1. Harika bir gün olmuş. Fotoğraflar da süper. Şimdi Pazar günü topladığınız enerjinizle harika bir hafta geçirin, diliyorum. Sevgiler.,

    YanıtlaSil
  2. :) Çok teşekkürler... Size de mutlu bir hafta dilerim...

    YanıtlaSil
  3. Benimkinden daha keyifli geçtiği her haliyle belli bir hafta sonu olmuş. Ama şu karidesin üzerine kaşar peyniri serpiştirmeleri yok mu, olmamış.

    Karides, iyi bir tereyağı, kırmızı pul biber, sarımsak, finalde de dereotu ile gerçek tadının önüne geçmeden yenebilir. Kekik bile iddialı olur.

    Siz gezi anlatmışsınız, ben nerdeyim:))

    YanıtlaSil
  4. :) Karidesi tarif ettiğiniz şekilde de yemiştim, çok güzel oluyor sahiden ama bu haliyle de gayet lezzetliydi.

    YanıtlaSil
  5. Nefis bir gezi olmuş. Fotograflara uzun uzun baktım, ne güzeldir sonbahar'daki renk geçişleri..

    Ama ama kalamar, karides, ahtapot :) bayılırımm öyle iştah açıcı görünüyolarki :) afiyet olsun sizlere..

    YanıtlaSil
  6. Güzel bir gün; güne dokunulmuş,gün koklanmış ve izlenmiş. Güzel bir gün; dokunulmak, koklanmak ve izlenmek ister:))

    YanıtlaSil
  7. Aslı:
    Evet, çok keyifli bir geziydi...

    Kalamari karides, ahtapot, levrek... Mmmmm... Sadece ruhlarımız değil, midemiz de zevkten dört köşe oldu:))

    İnşallah en kısa zamanda siz de hem güzel bir gezinti hem de deniz ürünleriyle keyfinize keyif katarsınız...

    YanıtlaSil
  8. Güven:
    :) Dokundum, kokladım, izledim, dinledim...

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...