20 Aralık 2011 Salı

İzini kaybetmeden yaşamak...

Zaman, nasıl da hızla akıp gidiyor... Her şey öyle hızlı ki, ne kadar uğraşırsak uğraşalım, zamanın temposunu yakalamak mümkün değil.

Siz de sıkça bir şeylere çok geç kalmış gibi hissediyor musunuz? Zaman önde siz arkada, nefes nefese koşturup duruyor musunuz?...

Öyle hızla tüketiyoruz ki her şeyi, yaşamak amaç değil de araç sanki... İzliyorum dünyayı, sonra daha yakınlarımı, derken kendimi...

Nedir bu koşuşturmanın nedeni, neresi varacağımız yer, ne zaman yaşayacağız erteleyip veya şartlara bağlayıp durduğumuz hayatı? Sürekli stres altında, sürekli gergin, sürekli kaygılı...

Dostlarımızla konuşurken bile, ne kadar dar değil mi zaman? Anlatacaklarımızın telaşından, duymuyoruz bazen anlatmakta olduklarını... Zihinlerimiz öyle kalabalık ki...

Dahası, boş boş otururken bile yorgun, yoğun ve dağınık hissediyoruz. Odaklanmak, günden güne daha da büyük bir yeteneğe dönüşüyor. Sanki tüm düzen dikkati dağıtmak, insana kendini unutturmak üzerine kurulu. Öyle çok ki gürültü ve bilgi bombardımanı öyle fazla ki, yorumlayabilecek eşiği kaçırıyoruz. Bilgiler hızlıca akıp gidiyor.

Bu nedenle belki de, artık çok daha az etkileniyoruz en büyük olaylardan bile... Gündemimiz hızla değişiyor... Hafızamız gittikçe daha çok zayıflıyor...

Zamanın yarattığı bu büyük stresten kurtulmak için zihnimiz de çareler arıyor tabi. Süzme ve eleme yeteneğimiz artıyor. İhtiyacımız olmadığını düşündüğümüz bilgilerden kaçmanın yollarını arıyoruz. İlgi alanlarımıza göre özelleştirmeler yapıp, sadece ihtiyaç duyduğumuz verilere ulaşabileceğimiz platformlara sığınıyoruz.

Ama görünen o ki, sınırlar genişledikçe ve gürültü arttıkça, kendi izimizi kaybetmemek için çok daha fazla efor harcamak ve uyanık kalmak zorundayız...

Çünkü her şeyden çok, kendimize ihtiyacımız var...
Çünkü kendimize uzak düştükçe, içimizdeki boşluk büyüyor...
Çünkü içimizdeki boşluk büyüdükçe, daha da yalnızlaşıyoruz...
Çünkü hiç birimiz, yalnızlığı sevmiyoruz...

İşte bu yüzden, zamanın yönettiği değil, zamanı yöneten olmanın yollarını bulmalıyız...



7 yorum:

  1. Zamanı yönetmek mi; ne büyük bir buluş! :))

    YanıtlaSil
  2. Zamanı yönetmek fikri harika Silvacım, ben de hayatımda bu sözü uygulamaya çalışıyorum.
    Koşuşturma, tüketme, kalabalıkta yanlızlaşma...
    Çok doğru yazmışsın, nereye yetişiyoruz değil mi?
    Ben kendimi çok özlerim çoğu zaman, işlerimi hemen bitirip kendime kavuşmak isterim .

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Güven:
    Zamanı yönetmek mümkün değil belki ama kendi zamanımızı yönetmek imkansız değil... Değil mi?:)

    YanıtlaSil
  4. Natalicim, ben de senin yaşam felsefene bayılıyorum valla:) Tadına vara vara, keyifle yaşamanın çok güzel bir örneğisin...

    YanıtlaSil
  5. odaklanmada gerçekten zorlanıyorum. her meseleye karşı. ayrıca zaman sanki atlıyor gün içinde birkaç saat birden...

    YanıtlaSil
  6. Evet... Bu durum, büyük şehirde yaşayan herkesin sıkıntısı galiba...

    YanıtlaSil
  7. büyük oranda büyük şehrin suçu :)

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...