16 Ocak 2011 Pazar

Bazı olayların hissettirdiği duygular hiç değişmez...

Bazı olayların hissettirdiği duygular hiç değişmez...
Üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin,
Ne kadar hikaye yaşanırsa yaşansın...

Sayfa açıldığı anda, aynı yerden ince ince başlar kanamaya...
İster üç maymunu oyna...
İster kapat kapılarını, ne bir ses duy ne bir ses ver...
Unutmuş gibi davran...
Acıtmıyor, de...

Çaresi yok...
Küçük bir dokunuş, bir söz, bir bakış...
Yeniden, ilk günkü acıyla kavrulur için...

Çaresi yok...
Zamanın derman olamadığı yaralar vardır...
Hiçbir şeyin soğutamadığı acılar...

Yüreğin asla kabul etmediği olaylar vardır...
Asla affetmediği, affetmeyeceği...

Milyonlarca söz sözlense de, dilsizdir o acı...
Binlerce neden üretilse de, adaletsizdir...
Sözde de özde de olsa özür, bağışlanamazdır...

19 Ocak, işte böylesi lanetli günlerden biri...
Silsen tarihin sayfalarından hikayeyi,
Takvimlerden kaldırsan o günü,
Zihinlerden kazısan...

Yok, olmaz...

Ruha kazınan acılar vardır...
Binlerce yıl geçse de, içimizde öylece taşımaya devam ettiğimiz...

Silva Demirci

2 Ocak 2011 Pazar

Ben böyle insanları severim...

Öncelikle,
Harekete geçirilmesi gerekmeyen, ne yapması gerektiğini bilip onu umulandan da kısa sürede yerine getiren insanları severim.

Eylemlerinin sonuçlarını kestirme yetisi olan, çözümleri şansa bırakmayan insanları severim.

Hem çevrelerinden hem de kendilerinden çok şey bekleyen ancak insan olduğumuz ve yanılabileceğimiz gerçeğini de göz ardı etmeyen insanları severim.

Dostlar arasındaki ekip çalışmasının, sistemsiz bireysel çabalardan daha verimli olduğu düşüncesinde olan insanları severim.

Küçük sevinçlerin değerini bilen insanlaı severim.

İçten ve açıksözlü; net ve akılcı savlarla karşı çıkmayı bilen insanları severim.

Hatalarını kabul ederken, onları yinelememek için içtenlikle çaba gösteren insanları severim.

Beni yapıcı bir şekilde eleştiren ve bunu yüzüme karşı yapabilen insanları severim; onlara, dostlarım derim.

Bazı hedeflere ve fikirlere ulaşmak söz konusu olduğunda ortadan kaybolmayan, güvenilir ve dirençli insanları severim.

Sonuç almak üzere çalışan insanları severim.

Böyle insanlarla her işe varım çünkü onlarla omuz omuza olduğum sürece, emeğimin karşılığını fazlasıyla alırım.

Mario Benedetti

(Bu yazıyı okuyunca, öncelikle, "ben de böyle insanları severim" dedim. Sonra düşündüm ki, aslında herkes böyle insanları sever... Peki, hangimiz ve ne kadar, gerçekten böyleyiz?... Ama gerçekten?...)

1 Ocak 2011 Cumartesi

Julia'ya Sesleniş

Geriye dönemezsin artık
çünkü hayat hep ileri savurur seni
tıpkı bitimsiz bir uluma gibi.

İnsana özgü neşeyle yaşamalı kızım
ağlayıp durmaktansa
çıkışsız bir duvara karşı.

Köşeye sıkışmış duyacaksın
yitik, kimsesiz duyacaksın kendini
belki hiç doğmamış olmayı dileyeceksin.

Ne diyeceklerinden kuşkum yok sana
bir anlamı olmadığını hayatın
uğursuz bir şey olduğunu söyleyecekler.

O zaman daima anımsa
bir gün seni düşünerek yazdıklarımı
tıpkı şimdi olduğu gibi.

Yalnız bir adam, bir kadın
nedir ki tek başına
bir toz zerresinden başka?

Oysa sana seslenirken ben
bu sözleri yazarken sana
diğer insanlar da var benim aklımda.

Yazgın sende başlayıp sende bitmiyor
geleceğin kendi hayatın
onurun herkesin onuru.

Direnmeni umuyor onlar
neşenle güç vermeni
karışmasını şarkının şarkılarına.

O zaman daima anımsa
bir gün seni düşünerek yazdıklarımı
tıpkı şimdi olduğu gibi.

Ne kendini kaptır, ne dışında kal
ve yarı yolda deme asla
pes ediyorum, benden bu kadar.

Hayat güzel, göreceksin
her şeye karşın nasıl da
seveceksin, dostların olacak.

Sonunda bir bakacaksın ki
iyisiyle kötüsüyle
tüm varlığın olmuş bu dünya.

Bağışla beni, sana başka
ne diyeceğimi bilmediğim için
ama anla lütfen, hala yoldayım ben de.

Ve daima, daima anımsa
bir gün seni düşünerek yazdıklarımı
tıpkı şimdi olduğu gibi.

José Agustin Goytisolo

(Alex Rovira'nın İyi Hayat adlı kitabından... Kitap nasıldı, derseniz... Okumaya değer....)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...