18 Ocak 2012 Çarşamba

Cinayeti kör bir balıkçı gördü...

Hrant Dink Davası sonuçlandı.
Son tahlilde "Komedi davası", dalga geçer gibi bir kararla sonuçlandı.
Ne desek boş; durum ortada...

Suç yok.
Örgüt hiç yok.
Cinayet mi, yok yok, o da yok.

Göz göre göre, çığlık çığlığa, açık açık...

Ama ne çare, Atilla İlhan'ın dediği gibi işte "cinayeti kör bir balıkçı gördü"...

Adalet inancım her sarsıldığında düştüğüm bu karanlık kuyuda, umuda dair ne varsa, hepsi terk ediyor beni... Ne acı... Ama olmaz, iyileşmek lazım... Yeniden ayağa kalkmak... İnadına, inanmaya ve güvenmeye devam etmek... Başka türlü, nasıl yaşanır ki...


8 Ocak 2012 Pazar

Harika bir aksiyon filmi...

Sabah hiç tadım yoktu ya hani... Daha doğrusu acıydı, biraz da ekşi... İşte hal böyle iken, can sıkıntısına iyi bir çözüm olabilir düşüncesiyle sinemanın büyülü atmosferine sığındık. Çok alternatif yoktu; biz de seçimimizi Kaçış (Abduction) adlı filmden yana kullandık ve tuttuk Capacity'nin yolunu:)

Doğrusu, beklentimizin çok üstünde bir film ile karşılaştık. Hem hikaye iyiydi hem de filmin temposu... Görevimiz Tehlike 4'e büyük umutlarla gidip, burun kıvırarak dönmüştüm ya hani, Kaçış'a ise "ne çıkarsa bahtıma" diye gidip "vay be!" diyerek çıktım. Aksiyon severlere şiddetle öneririm:) Bu arada içimden bir ses, bu filmin devamı gelir diyor, bekleyip görelim...

Sonra, Nişantaşı'nda Casita adlı restauranta gittik... Çökertme diye bir yemekleri var; müthişti:) Bir de şarap... Bir de tatlı bir sohbet... Mmmmm... Tadından yenmiyor hayat:)

Sabah başka, akşam başka oldu benim de ruh halim... Hayat gibi işte... Bilinmezler ve sürprizlerle dolu... Madalyonun iki yüzü... İyi ki böylesin be hayat..:)))





Sinema filmlerinde ürün yerleştirme...

Biraz hüzün var...

Bu sabah, neden bilmem hüzünlü başladım güne... Hani bazen ortada somut hiç bir şey olmadığı halde yine de kendinizi daha bir yalnız, daha bir anlaşılmamış, daha bir geç kalmış, daha bir eksik hissedersiniz ya, öyle işte...

Hani olur ya, içinizdeki o küçük çocuk bakmaz olur gözlerinize... Uzanıp kaldırırsınız yere eğdiği başını, kaçırdığı gözlerinde derin bir hüzün, tuhaf bir küskünlük görürsünüz... Sorsalar anlatamazsınız nedenini ama ta yüreğinizde sezersiniz hüznün salındığı o salıncağın kurulduğu dalı...

Sessizce oturursunuz siz de o çocuğun yanına, ellerinden tutar mırıldanırsınız yüreğinizi her daim ferahlatma gücü olan o duayı...

"Tanrım,
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,
İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ver…"

(Milattan 2000 yıl önce Hititler'e ait kalıntılar içerisinde bulunan bir dua; çok severim...)


3 Ocak 2012 Salı

2011'in dikkat çeken ürün yerleştirme uygulamaları

Reklamcılık sektörü açısından, yılın en önemli gelişmesine hızlıca bir göz atıp, küçük bir toparlama yaptım. Umarım beğenirsiniz:-)

2010 yılının, reklam dünyasına damgasını vuran gelişmesi şüphesiz, Ürün Yerleştirme uygulamasıyla ilgili yasanın onaylanması oldu. Tatlı bir şaka gibi, tam 1 Nisan'da yürürlüğe girdi. Yasanın çıkması için yıllardır uğraşan reklam sektörü gariptir ama hazırlıksız yakalandı.

Uygulamanın ilk örneği Coca Cola'dan geldi. Neredeyse bütün dizi ve yarışmalarda masalara Coca Cola şişeleri dizildi. Hızlıca hayata geçirilen bu uygulamalarda yaratıcılık harikaları beklenemezdi elbette.

Neyse ki, sektör hızlıca hazırlıklarını tamamladı. Ürün yerleştirme uygulaması yapmak üzere yeni reklam ajansları kuruldu. Büyük reklam ajansları bünyelerinde bu konuya fokuslanmış ekipler kurdu.

Ürün yerleştirme, klasik reklam çalışmalarının aksine, tam bir ekip çalışması. Reklamveren, reklam ajansı, TV kanalı, yapım şirketi, senarist... Hedef kitleye ulaşan doğru yapımın seçilmesi, yapım ile markanın uyumluluğu, markanın senaryonun içine sırıtmadan yerleştirilmesi, abartmadan ama fark ettirerek tüketiciye izlettirilmesi... Hepsi çok detay isteyen, sağlıklı bir işbirliği gerektiren süreçler...

Kısa zaman sonra, etkili örnekleri de izlemeye başladık. Sizler için 2011'in en dikkat çeken ürün yerleştirme örneklerini toparladım. Hepsini beğendiğimi söyleyemem ama farklı uygulamalar oldukları şüphesiz... Yılı geride bırakmışken azcık nostalji olacak, keyif alacağınızı umuyorum:)

  • İş Bankası - Öyle Bir Geçer Zaman Ki -  20 Eylül 2011
    • Bir dönem filmine nasıl başarılı bir ürün yerleştirme yapılacağına dair çok iyi bir örnek. Siyah-beyaz televizyon görüntüsü, markanın gerçek reklam filmi, verdiği güven duygusu; gerçekten çok başarılıydı...

  • Sütaş - Umutsuz Ev Kadınları - 18 Aralık 2011
    • Dizinin dört çocuklu annesinin çocuklarına hiçbir şeyi beğendiremezken Sütaş ile sağladığı memnuniyet, bence keyifli bir uygulama oldu.

  • Toskana Vadisi (EMAAR) - Fatmagül'ün Suçu Ne - 20 Ekim 2011
    • Ürün yerleştirmenin başarılı örneklerinden biriydi. Evin sahibi ve emlakçı, alıcıya evi gezdirirken bir yandan da tüm özelliklerini de anlattı. Etkili ve senaryoya iyi giydirilmiş bir uygulama...

  • Bonus Card (Garanti Bankası) - Kavak Yelleri - 28 Haziran 2011
    • Dizinin sevilen karakteri Deniz'in alışveriş yaparken Bonus Cardı'nı kullanması, biriken bonuslara sevinci, satıcının bankanın kampanyasını anlatması ve avantajlarına yaptığı vurgu, başarılı bir ürün yerleştirme uygulaması oldu.

  • Turkcell - Umutsuz Ev Kadınları - 27 Kasım 2011
    • Yeni logosu ve reklam kampanyasıyla büyük bir iletişim atağına geçen Turkcell, Kanal D'nin hemen hemen tüm dizilerinde, dış mekan çekimlerinde gizli reklamlarıyla boy gösterdi. Ben, reklam panolarındaki görüntüleri beğenmedim ama dizinin baş rolündeki iki kadının panoların fotoğrafını çekip sevdiklerine gönderdikleri uygulama dikkat çekiciydi.

  • OMO - Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 24 Mayıs 2011
    • OMO'nun, Osman'ın yaptığı resim ve kullandığı renkli kalemler ile Kirlenmek Güzeldir kampanyasını ilişkilendirdiği ürün yerleştirme uygulaması, başarılı örneklerden biri oldu.

  • Fiat Doblo - Kurtlar Vadisi Pusu
    • Yılın başarılı ürün yerleştirme uygulamalarından bir diğeri de, Fiat Doblo için Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde yapıldı. Polat Alemdar, ekibiyle beraber bindiği Doblo'nun gücüne ve hızına bol bol vurgu yaptı. 

  • Kemal Tanca - Öyle Bir Geçer Zaman Ki 
    • Kemal Tanca, tüketiciye ne kadar köklü bir şirket olduğunu, sözsüz ama iyi bir yöntemle anlattı. Sadece tabelası kullanıldı ve İş Bankası kadar güçlü bir etkisi yoktu tabi ama tabelayı fark edenlere markanın mesajı da ulaşmış oldu.

  • Yumoş - Kuzey Güney - 19 Ekim 2011
    • Kuzey Güney dizisi, reklamverenin ürün yerleştirme için en çok tercih ettiği dizilerden biriydi. Ancak Yumoş'un ürün yerleştirme uygulaması abartılı oldu. İzleyiciye, sanki reklam kuşağındaymış gibi bir duygu verdi... Dikkat çekiciydi evet ama bence antipatikti.

  • Türk Telekom - Umutsuz Ev Kadınları - 25 Aralık 2011
    • Türk Telekom'un "sabah 7 akşam 7" uygulamasının kullanıldığı bu örneği de doğallıktan uzak ve fazlasıyla zorlama buldum.

    • Türk Telekom'un aynı kampanyasının en başarılı ürün yerleştirme uygulaması ise Aralık ayının son günlerinde Fox'ta, Asuman Krause'nin sunduğu Var Mısın Yok Musun'da gerçekleşti. Yarışma esnasında arayan Hamdi Bey, uzun uzun kampanyayı anlattı, Asuman da doğa bir akışla, tekrarladı. "Her şeyin bir yeri ve zamanı vardır" vurgusu da hoştu.

Bakalım 2012 yılında ürün yerleştirme uygulaması TV ve sinemada nasıl bir seyir izleyecek....

Ürün yerleştirmenin şartları neler?

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...