19 Nisan 2013 Cuma

Blogger var, blogger var...

Blog benim için, içimizde birikenleri, aklımıza takılanları, gönlümüzü şenlendirenleri yazma platformu.
Yazdıkça güzelleştiğimiz, yazdıkça iyileştiğimiz, yazdıkça çoğaldığımız özel bir dünya. 
Bazen bilgimizi, bazen duygumuzu paylaşırız. 
Bizim gibi düşünen, hissedenleri duyar rahatlarız. 
Farklı düşünen, hissedenleri dinler zenginleşiriz. 
Blog dünyamız, renklendirir bizi, kanatlandırır, özgürleştirir...

Blog yazmak biraz cesaret istiyor bence; inandıklarını, düşündüklerini, hissettiklerini açıkça yazdığın, kalıplardan ve beklentilerden uzak, kendin olduğun bir özel dünya. Bu nedenle, çok severim blog yazmayı. Ve çok değerli bulurum bloggerları... Yazmaya her zaman fırsat bulamıyor olsam da, diğer blogları ve buralardaki gelişmeleri izlemeyi ihmal etmemeye özel özen gösteriyorum.

Ancak son zamanlarda, galiba biraz da işim gereği, dikkatimi çeken bir gelişme var ki, yazmasam kesinlikle eksik hissedecektim. Aslında, bu çok olağanüstü bir keşif değil, pek çoklarının dikkatini çektiğinden eminim. 

Şöyle ki... Bence bloglar kendi içinde dörde ayrılıyor:

1. Özgün içerik üreten bağımsız bloglar
Çok güzel içeriğe sahipler. Onları okurken öğreniyor, eğleniyor, onlarla beraber geziyor, onlarla beraber sorguluyor, onlarla beraber duygulanıyorum. Öte yandan, içeriği zayıf olan ama çok kendi gibi, çok samimi davranan bloglar da var; onları da severek takip ediyorum. Bu blogların sahipleri, tüm ticari kaygılardan uzak, kendi dünyalarından açtıkları bir pencerede bazen hayal dünyalarını, bazen umutlarını, korkularını, sevgilerini, heyecanlarını bazen gezip gördükleri yerleri, bazen ürettiklerini, okuduklarını, öğrendiklerini paylaşıyorlar. Bir markadan bahsediyorlarsa, gerçekten deneyimlerini paylaşma isteğidir. Bir marka gidip, "benden bahset, reklamımı yap" dese, buz kesiyorlar. Bu blogları çok değerli buluyorum. Yazdıkları her şeye koşulsuz güveniyorum. Sadece, kişisel farklılıklarımızdan dolayı aynı şeyi düşünmeyebilir/hissetmeyebilirim ama o yazarken çok samimidir, bilirim... Ve zaten blog tarihindeki en değerli bloglar bunlar bence... Benim de yakinen ve sıkı bir şekilde takip ettiğim bloglar bunlar aynı zamanda.

2. Özgün içerik üreten ve reklam da yapan bloglar
Bir önceki gruba oranla genelde daha az içerik üretiyorlar. Ama zaman ayırıp, emek harcayıp, değerli paylaşımlar sunuyorlar nihayetinde. Biraz ticari kaygıları var. Kimisi, markaların hediye olarak gönderdiği ürünleri deniyor, sonra ürünle ilgili görüşlerini paylaşıyor. Bu görüşleri olabildiğince samimiyetle paylaşanlar olduğu gibi, kaygıları nedeniyle sadece olumlu görüş bildirenleri da var. "Denedim ama beğenmedim" diyebileni, bu grubun en değerlisi. Aynı zamanda, takipçileri üzerinde etkisi en güçlü olanı tabi... Benim de takip ettiğim 4-5 tane böyle blog var.

3. Kopya yayın ve reklam da yapan bloglar
Bu bloglar, mesela firmalardan gelen basın bültenlerini birebir yayınlıyorlar. Ya da, bir yerde gördükleri ve ilgilerini çeken bir haberi/yazıyı kopyalayıp bloglarında yayınlıyorlar. Biraz haber portalı gibi davranıyorlar ama haber portalı değiller. Blog gibi davranıyorlar ama blog ruhuna da uygun değiller. Arafta kalmış, kendini bulamamış bloglar bunlar. Asıl hedefleri para kazanmak; markaların reklamını yapıyorlar, çekilişler düzenliyorlar. Özgün içerik yok ama en azından bir seçki var. Sayısı az olsa da, özellikle tek bir konuya odaklanmış ve başarılı olmuş bloglar var. 

4. Sadece reklam yapan bloglar
Bir tür fırsat sitesi gibi çalışıyorlar. Ya da, çekiliş bloğu mesela. Reklam bloğu... Adına ne derseniz... Ama içerik yok, bence takibe değer bir yanları da yok. Markalar denemeleri ve kendilerinden bahsetmeleri için ürün gönderiyorlar mesela. Bedavadan sahip oldukları bu ürünleri oturup uzun uzun anlatıyorlar. Bağımsız değiller, markayla ilgili övgüleri ne kadar samimi, kolayca tahmin edilebilir. Öte yandan bakıyorum, bir sürü de takipçileri var. Hepsi de markaların ürünlerini bedava kapmak için yarışıyor. Bloğu takip etmelerinin tek nedeni bu, çünkü blogda başka hiçbir içerik yok. Çekiliş yoksa, takipçi de yok. Evet, bence blogların en zayıf halkası bu bloglar. Varlıklarını, çekilişlere borçlular...

Bu dört gruba girene de blogger denmesini ise haksızlık olarak değerlendiriyorum. Bence, özgün içerik üretmeyen hiç kimse, bloggerım demesin...

Şu an bu yazıyı okuduysanız, görüşlerinizi merak ettiğimi bilmenizi isterim. Paylaşır mısınız?:-)

3 yorum:

  1. özgün olmak istiyorum ama ..

    YanıtlaSil
  2. epey blog okuduğunuz (en azından göz attığınız) listeden belli :) ben ancak "kişisel" ve diğerleri olarak ikiye ayırabiliyorum, diğerlerinin ucu epey açık olmakla birlikte...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Epey blog inceliyorum, içlerinden beğendiklerimi ise fırsat buldukça okuyorum. Çok keyif aldığım bir alan blog dünyası. "Kişisel" ve "Diğer" ayrımı da iyi bir yaklaşım olmuş bence:) Daha iyimser ama iyidir iyimserlik...

      Sil

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...