9 Temmuz 2014 Çarşamba

Efsanelerin Tadı Bir Başka...

Seviyorum efsaneleri... Anlatım dilini seviyorum... Mucizelerini seviyorum... Kahramanlıklarını seviyorum... İnsani yanlarını seviyorum...

Yaşar Kemal'in Üç Anadolu Efsanesi de yüreğime dokundu, çok sevdim. Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsaneleri var kitapta. Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkmış kitap, D&R'da görünce, dayanamadım aldım hemen, iyi ki de almışım. Bir solukta okudum!:-)

Alageyik efsanesinin filmini de hatırlarsınız, Cüneyt Arkın (Halil) ve Mine Mutlu (Zeynep) başrollerdeydi.
Hatırlıyorum şimdi, yıllar önce filmini izlerken de aynı duyguları hissetmiştim: Alageyik avlama tutkusu aklını başından alan Halil'e karşı büyük bir öfke...

Ama köylünün Zeynep'e ve Halil'e sahip çıkışı, Karaca Ali'ye karşı duruşu insana umut veriyor, içini ısıtıyor...

Her üç efsaneyi de okurken fark ettim ki, kahramanları kahraman yapan şey, tutkuları aslında.

Beğensek de beğenmesek de, tutkularının peşinden gözü kara gidişleri etkiliyor bizleri.


YALNIZ SENİ ARIYORUM
Şimdi, Orhan Veli'nin "Yalnız Seni Arıyorum" adlı kitabını okuyorum. Bu bir derleme kitap. Orhan Veli'nin 36 yıllık ömrünün tek sevdası Nahit Hanım'a yazdığı mektuplar var kitapta.

Orhan Veli şiirlerine aşık biri olarak, onun iç dünyasına böylesi bir yolculuk itiraf ediyorum; tuhaf bir rahatsızlık duygusu veriyor. Sanki eşyalarını gizlice karıştırıyormuşum gibi, hayatını röntgenliyormuşum gibi garip bir duygu... O uçarı şairin, sevdanın karşısında nasıl çaresizleştiğini görmek, insani yanlarına dokunmak hüzünlü bir tebessüm yerleştiriyor içime... 64 yıl çekmecelerde gizlenen bu yasak ve gizli aşkın mektupları, Yapı Kredi Yayınları'nın çabasıyla okurla buluşmuş. Orhan Veli veya Nahit Hanım ister miydi bu mektupların gün yüzüne çıkmasını bilinmez ama okur açısından bakınca, bence güzel bir çalışma olmuş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...